yazı bilinci

Yazı Bilinci  Yazı Bilinci

 

Bilimin bugün bize sunduğu verilere göre her şey, güneyinde Sümerlerin, kuzeyinde Akadların yaşadığı Mezopotamya'da başladı. M.Ö. 3500'lerde, sosyal ihtiyaçların kayda geçirilmesi için yapay bir belleğe ihtiyaç duyulmasıyla ilk piktogramlar (resimyazılar) kil tabletler üzerine kazınmaya başladı.

Alfabe öncesi yazı sistemleri kelime ya da heceye dayalı olduğu için yazıdaki göstergeyi tanımadan/bilmeden, okumak mümkün değildi.
M.Ö. 1500'lerde Sami'ler tarafından geliştirilen alfabeyle bu göstergeler 30 civarı bir sayıya inmiş ve böylece okur yazar sayısı hızla artmıştır.

Başlangıçta el yazısının devamı olarak görülen matbaanın insan üzerinde nasıl köklü bir değişime neden olduğu çok sonraları anlaşılacaktır.
Matbaayla birlikte kitabın hızla üretilmesi, zorunlu olarak yazıyı yeni okurlara açtı. Bu yeni açılımla birlikte bir büyü, bir sır gibi kitapla; sadece seçilmişler arasında tedavül eden bilgi faş oldu. Bu sırra sahip olanların iktidarı ellerinden kayıverdi ya da başkalarıyla paylaşmak zorunda kaldılar.
...

"Tipografi kelimeyi meta haline getirmişti. Bir zamanlar herkesin paylaştığı sözlü kelime dünyası, matbaayla özel mülkiyetlere bölündü. İnsan bilincinin daha geniş bireyciliğe yöneldiği akımda, matbaanın katkısı çok büyüktü"
Walter J. Ong

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !