adem turan'dan pencere yorumu

Kendi peşinde koşarak rüyasını arayan yolcu: Cemal Şakar

 

Alaeddin Özdenören Balıkesir'e taşındığında Cemal Şakar'ı kıskanmıştım. Bir sigara yakıp çay içmiştim küçük bir çayevinde onun öykü kahramanları gibi. Gözlerimi kısıp olabildiğince sisli, olabildiğince buğulu bakışlarla önümde uzayıp giden denizin en uzak noktasına bakmıştım bir müddet. Sonra, hiç görmediğim Alaeddin Özdenören'le hayali konuşmalar yapmıştım Cemal'den önce. Sonra da durulmuştum... "Yol Düşleri" kitabındaki fotoğrafında o da kısmış gözlerini benim gibi, yer yüzünün en uzak noktasına doğru bakıyor. Deniz var mı baktığı yerde? Bu bilinmiyor. Sol yanında, biraz ötede evler ve bir dağ sırası var. Bir balkon mu yoksa bir çayevinin önünde mi oturmuş, biz bunu da bilemiyoruz fotoğrafa bakınca... Öykülerinde deniz neredeyse yok gibi. Onun yerine ırmak var, ırmağın karşı kıyısında mektuplar yazdığı dostu var bir de... 'Masmavi gök' sonra, 'kuşlar' ve sonu gelmeyen 'yolculuklar'... Git babam git... Kıskanç bir yapısı var. En çok da şairleri kıskandı bu güne değin. Ona göre şiir, bütün sanatların anasıdır çünkü. Bu yüzden şiir gibi öyküler yazdı hep. Gevşek, dağınık ve dolgu tipi öykülere katlanamadı hiç. Öykülerinde 'dil'e hakim; iyi ve titiz bir dil işçisi. Rasim Özdenören Çehov'a benzetiyor onu; "yalnız bir farkla ki, Çehov metinlerinin sadeliklerine dokunmazken, Cemal Şakar yer yer metinlerle oyun oynamaktan hoşlanıyor; bu da ona yakışıyor." Hasan Aycın'ı çok seviyor "Yol Düşleri" kitabındaki "Ayna" öyküsünü ona ithaf etmiş. Şöyle yazmış ithaf yazısını: "ilk insandan, son insana tüm insanların tek tek serüvenlerini dinlediğim bir masal ustasına: Hasan Aycın'a" Doğru söze ne denir! Gerçekten 'güzel bir insan' Hasan Aycın. Selamlıyoruz onu da buradan.

Ramazan Dikmen ve Alaeddin Özdenören'in vefatlarında çok üzüldü. Yapayalnız ve bir başına yaşarken Balıkesir'de, ummadığı, beklemediği bir anda girivermişti hayatına Alaeddin Bey. Sonra yine bir gün gidivermişti ansızın. Bu ne yaman bir yolculuk’tu.

Deniliyor ki, Cemal Şakar kendine ait olmayan bir zaman ve mekanda yaşıyor da, yitirdiklerini öykü kahramanlarına aratıyor; bu yüzden sonu gelmeyen yolculuklara çıkartıyor onları küçük kentlerin çıkmaz sokaklarına ve çayevlerine götürüyor. Ali Haydar Haksal'a göre ise Cemal, "Kaçıyor ve kaçtıkça kendine yöneliyor." İlk öykü kitabı "Gidenler Gidenler" 1990 Ağustos'unda Yedi İklim Yayınları arasından çıktı. Tashihini Muhsin Bostan yapmış. Ne düşündü acaba Muhsin abi, tashihini bitirdiğinde? Keşke sorabilseydim bunu, Hasan Aycın'ın iftar yemeğinde geçen Ramazan. Cemal de oradaydı; çayıyla, sigarasıyla, gerginliğiyle... Bir bıçak sırtında gibiydi sanki. Bir de çok fazla dalgın. Bazen eşiklerde kalır öyle saatlerce... günlerce bazen... bazen de asırlarca... Yeni bir yolculuğun ve öykünün başlangıcıdır bu hâl onda. Çıkarıp bir sigara daha yakar... Yirmi yıl kadar önce de böyleydi. Cağaloğlu'nda yürümüştük biraz. Beyazıt'taki sahafları gezmiştik. Düşünce ağırlıklı ve iktisatla ilgili kitaplar almıştı o. Bense şiirle ilgili... Bir öykü yazarının bu tür kitaplar almasını yadırgamıştım o an. Bir de az konuşuyor olmasını... Şu an, Terry Eagleton'un "Kuramdan Sonra"sını okuyor. Cemal Şakar ... 1962 Balıkesir doğumlu. İki kardeşten küçük olanı. Ortaokul sıralarında öyküler karaladı sarı yapraklı defterlere. Bir de roman denemeleri... (Ah, birkaçı elinde olsaydı şimdi onların!) Israrla okudu lise yıllarında. Kitabevlerinin tozlu raflarını kurcaladı haftasonları. Sonra, futbol oynadı bir müddet amatör ligde lisanslı olarak. Ankara'ya üniversite okumaya gittiğinde koministti. İdeolojik toplantılara katıldı öğrenci evlerinde. İkinci sınıftayken değişti. Ramazan Dikmen, Yusuf Ziya Cömert, Mustafa Yılmaz, Hüseyin Bektaş, Üzeyir Sali, Necip Tosun hep oradaydılar. Onlarla tanıştı. İlk öyküsü de tam bu sıralarda, 1982'de Aylık Dergi'de yayınlandı. En çok Ankara'nın yağmurlarında ıslanmayı sevdi, güneşli havalarda gökyüzüne bakmayı. Kuşları izlerdi böyle havalarda uzun uzun, bir de liselerde okuyan okul kaçkınlarını... Zafer Çarşısı'ndaki Akabe Kitabevi buluşma yeriydi dostlarıyla. Ne öyküler kurgulandı orada kim bilir, ne üzünçler ve sevinçler paylaşıldı... Yedi İklim dergisi özel dosya hazırladı onun için 1997 yılında. Necip Tosun, Köksal Alver, Mihriban İnan, Ali Haydar Haksal onu yazdılar bu sayıda, onu ve öyküsünü. Bir de, " Cemal Şakar Öyküsü Üzerine Bir Toplantı" yapıldı Dilek Aslaner'in yönetiminde... Cemal Şakar... Rüyalarda gezerek kendini arayan adam, bir dil işçisi, Hakikat yolcusu... Hırkası mı? Hep sırtında: yola çıkarken de, dönüp geldiğinde de...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !