Cemal Şakar

• 2/6/2007 - Cemal Şakar'dan bir öykü: PENCERE

Kategori: Oykuler

 

 

-Sevgili ÖMER LEKESİZ’e-

 

GİRİŞ

 

(Ancak kasabalarda bulunabilecek türden geniş avlulu, iki katlı kâgir bir ev.)

 

 

1-     Kısa boylu, tıknaz biri -Terli.Omzunda büyükçe bir çanta.- iki kanatlı ahşap kapının önünde beklemektedir.

2-     Panoramik çekim. Adam kapının önünde durmaktadır. Sırtını sıradağlara vermiş bir kasaba; her taraf zeytin ağacı; yer yer mandalina ve portakal; bir ucu deniz

3-     Parke taşı döşeli yol

4-     70’li yıllara ait yerli bir otomobil

5-     Feraceli iki-üç kadın

6-     Az ilerideki kapının önünde oynayan çocuklar

7-     Zeytin seleleriyle bir traktör

Adamın beklediği kapının arka plânı.

8-     Ev sahibinin, lise çağlarındaki oğlu kapıyı açar.

9-     Paslı menteşelerin çıkardığı gıcırtılarla adamın tüyleri diken diken olur.

10-  Geniş avluyu geçerken, bahçedeki bin türlü çiçeğe şaşar adam: Ortancaları tanır, sonra begonyaları, birkaç tür menekşe ve aslanağzını sonra. Güller ve evin girişini saran hanımelileri ilgisini çekmez.

11-   Salonun temizliği ve her şeyin yerliyerindeliğini abartılı bulur: Evin beklenen bir konuk için hazırlandığını düşünür.

12-   Ev sahibi yatakta, sırtı kırlentlerle desteklenmiş bir şekilde oturmaktadır. Ayakları battaniyenin altında.

13-   Arkadaşını görünce umutsuzca yerinden fırlamak ister.

14-   Konuk elleriyle rahatsız olma gibi bir işaret yapar.

15-   Birbirlerine uzun uzun sarılırlar. Birbirlerinin sırtlarını tapışlarlar.  Fotoğrafımsı; güneş ve rutubetle sararmaya yüz tutmuş, kahverengi beyaz bir fotoğraf gibi kare kısa bir süre için donup kalmalı.

16-   Pencerenin önünde bir sedir; zeytin ağaçlarının ardında denizin varolduğunu hissettiren bir manzara.

17-   Duvarda, Kâbe işli bir halı.

18-   Yatağın başucunda, mahfazanın içinde bir Kuran.

19-   Perdeyle örtülü bir yüklük.

20-   Yatağın hemen yanında bir sehpanın üzerinde üç-beş kitap. Bolca fotoğraf.

21-   Pencereden, denize doğru uzun bir bakış.

  

BİRİNCİ BÖLÜM

 

(Ancak iki dost böyle sıcak ve uzun uzun sarılabilir.)

 

 

1-     Konuk, ev sahibini yavaşça kırlentlere yaslar.

2-     Sedire oturur: Gözü zeytin ağaçlarına ve uzanan maviliğe takılır.

3-     Delikanlı, konuğun çantasını alır ve hürmetkâr bir şekilde odayı terkeder.

4-     İkisi de suskunluktan şikayetçi değildir. -Bahçedeki serçelerin sesleri, bir de uzaklardan köpek havlaması.-

5-     Ev sahibi sigara ikram eder:

“Hastalandığımdan bu yana üç yıl geçtiğine göre, demek ki üç yıldır görüşemiyoruz. Gerçi o görüşmemiz de hastanede ne kadar oluyorsa o kadardı işte.”

6-     Konuk:

“Biliyorsun...” Gözyaşları, melodramın ucuzluğuna düşmeden verilmeli.

7’den 11’e. Konuk, sehpanın üzerindeki fotoğrafları karıştırır.

12-   Şaşırır.

13-   Fotoğrafların tümü, seyahatleri esnasında dostuna mutlaka her yeni ülkeden, her yeni şehirden sıcak mesajlarla yolladıklarıdır: Yüreği ezilir. Boğazında  temizleyemediği bir hıkçık.

14-  

15-   

16-

17-

18-   Yine pencereden. Panoramik.

19-   “Biz burada kısıldık, kaldık.” Şimdi ikisi de karenin iki yanındadır.

20-   Arkadaşına doğru dönmeye çalışır.

21-    İkindi güneşi ilkyaz bulutlarının arasından sıyrılır.

22-    Pencereden odaya üşüşen aydınlık.

23-    Uçuşan tozlar belirginleşir.

24-    Sigara dumanları hep aydınlığa uçar.

25-    Söylenmemiş sözler uçuşur güneşin aydınlığında.

26-    Aydınlık, odada uçuşan her şeyi çeker.

27-    Konuk:

“Hepimiz bir kaderin peşindeyiz işte.” Tam cepheden çekilmeli. Yüzünün pencereye bakan yanında güneş, diğer yanında odada uçuşan her şey.

28-    Ev sahibi:

“Baba ocağı sönmesin diye düşündük. Buralarda yaşamak daha kolay dedik. Nasılsa kurulu bir tezgâhımız var diye geldik, saplandık kaldık.”

29-    Birkaç karasineğin abartılı vızıltısı.

30-    Konuk:

“Ben de hep seninki gibi bir yaşamım olsun istedim. Koşuşturmaktan, telâştan uzak. Sessizlik içinde. Okumak, yazmak için bolca vakit. Seyahatler beni yordu. Yazacaklarımı sanki yetiştiremeyecek gibiyim.

31- 

32-

33-            Asıl seyahat yürekte galiba.”

34-    Ev sahibi:

      “Öyle deme. Bu kasabadan bakınca hiçbir şey görünmüyor. Sadece  okumakla yürek beslenmiyor ki.”

35-    Delikanlı çayları getirir. Açık olanı babasına verir.

36-    Baba, oturmaya yeltenen oğluna göz ucuyla dışarı çıkmasını işaret eder.

37’den 42’ye. Çaylar durmadan karıştırılır.

43-    “Senin yolladığın fotoğraflar, benim için dünyaya açılan birer pencere oldu.”

44-    Ev sahibi sehpadaki fotoğraflardan birkaçını rastgele alır.

45-    En üstte duran Mısır fotoğrafını gösterir:

      “Benim için Mısır bu işte. Kendime bir oyun kurdum. Yolladığın her fotoğrafın Evliya Çelebi’de karşılığını aradım. Senin notlarınla onun söylediklerini derleyip o şehirlere ait imgeler ürettim.”

46-    Gözlerini kısar.

47-    Karşısındaki pencerenin önünde dostu flûlaşır. Ters ışığın çizgileri yumuşatan,  karedekileri bir rüyaya dönüştüren gizinden faydalanılmalı.

48-    Pencereden çıkar gider.

49-    Ürettiği imgelerin peşindedir. Gözlerinin önünde kare kare şehirler uçuşur. Hiçbiri önündeki

       fotoğraflara benzemiyordur artık.

50-    Zeytinlerin ardı denizdir.

51-    Denizin ardı; gökle denizin birleştiği sonsuz maviliktir.

52-    O mavilikte her şey kaybolur.

53-    Kareyi zorlayan zeytin dalları da çekilir, gider.

54-    İlkyaz bulutlarını rüzgâr alıp götürür.

55-    Odaya dolan ışıkla her şey maviye boyanır.

 

 İKİNCİ BÖLÜM

 

1-     Dağın yamacında bir zeytinlik

2-     Kasabaya kuşbakışı

3-     Zeytin ağaçlarının ardındaki deniz artık görünmektedir

4-     Sonra

5-     Küçük bir bağ evi

6-     Önündeki küçük düzlükte vişne, kayısı, incir, erik ağaçları

7-     Sarmaşıklarla sarılı kameriye

8-     Birkaç sandalye

9-     Ev sahibi için şezlong

İki dostun oturduğu yerin arka plânı.

10-  Fotoğraflar ortadaki tahta masanın üzerindedir.

11-  Konuk çantasını kurcalar. Alnındaki boncuk boncuk terler, hırıltılı nefes alışları öne çıkarılmalı.

12-  Yeni çıkan iki kitabını masanın üzerine koyar.

13-  Gömlek cebinden kalem çıkarır.

14-  

15-  

16-  

17-  Ayağa kalkıp denize doğru bakar:

“İnsan bazen sözü bulamaz.”

18-  Kitapların kapağını açar.

19-  Sadece tarih atar; altına imza.

20-  Teşekkürle kitapları alırken, ev sahibi:

“Gazetelerde ilânlarını görmüştüm.”

21-  Delikanlı büyük bardaklarda şıra getirir.

22-  Sandalyeye ilişir.

23-  Babasının gözlerine bakar.

24-  Bu kez itiraz yoktur.

25-  Rahatlar.

26-  “Aslında mutlaka yazmalıyım dediğim iki konu var. Bunlar belki de yaşamım boyunca ortaya koyacağım; yapmak istediğim buydu işte diyebileceğim çalışmalar olacak. Ama yollarda, otel odalarında olmuyor. Korkuyorum; çok da ömrümüz kalmadı bu dünyada.” Kameriye tam ortada olmalı. Arka plânda deniz ve göğün maviliği. Konuğun sözleri abartılmadan, duygusallığa bulaştırılmadan verilmeli.

27-  Oğlundan kendisini biraz daha dik oturtmasını ister:

“Nasipten ötesi yok.”

28-  Vişne ağacına bir saka konar.

29-  Etrafta rüzgârın ektiği kır çiçekleri.

30-  Bir arı papatyada nasibini arar.

31-  

32-  

33-  

34-  Konuk çantasını kurcalar yine.

35-  Ön gözden bir tomar fotoğraf çıkarır:

“Sana gelmeyi düşündüğüm için son seyahatimde yollamadıklarım.”

36-  Zarfı almak için uzanırken ev sahibinin elleri titrer.

37-  İki damla gözyaşı bıyıklarında kaybolur:

“Artık her birine ait hikayeler üretemiyorum. Yoruldum; muhayyilemin görüntülerin peşinden koşuşturmasından. Git git her kare diğerine benzemeye başladı.”

38-  Zarfı alır, hiç bakmadan masanın üzerine bırakır.

39-  Elini yine de çekmez onların üzerinden:

“Hey gidi ülkeler!”

40-  Farkında olmadan zarfı okşar durur:

“Hey gidi şehirler!”

41-  Konuk endişelenir:

“Seni yaraladığımı bilmiyordum.”

42-  Ev sahibi telaşlanır, şaşırır:

“Olur mu! Ne yarası! Onlar olmasaydı, ben nasıl yaşardım bu kasabada! O uzun yolculuklara çıkmasaydım beni hayata ne bağlardı!”

43-  Konuk rahat bir nefes alır. Çantasını yere bırakır.

44-  Delikanlıdan şıraları tazelemesi istenir.

45-  Ev sahibi:

“Sadece birbirlerine benzemesinden korkuyorum. Bunca yolculuktan sonra geriye sadece birbirinin aynı imgeler kalmasından endişe ediyorum.

46-  

47-  Belki de bundan sonra hiçbirine bakmam. Sadece bende kalan görüntüleriyle yetinebilirim.”

47’dan, 55’e. 1’den 6’ya kadar olan kareler.

56-  Vişne ağacındaki saka uçmuştur.

57-  Papatyadaki arı aynı arı mıdır? Nasıl verilecekse!

58-  Alnındaki terler soğumuştur. Nefes alışlarındaki hırıltılar da geçmiştir.

       - Geçenlerde patronla, beni daha pasif bir göreve alması için görüştüm. Bir yıl daha dedi. Galiba emeklilikten başka umarımız yok.

       -Benim gibi zorunlu bir emeklilik

       -Bağışla! Bazen sözlerin nereye uçacağını, hangi yaralara konacağını hesaplayamıyoruz.

       -Hayır. Seni üzmek için söylemedim. Böyle olmasaydı diyorum bazen; senin yerinde olsaydım.

       -Gerçekten söylüyorum; asıl seyahat yürekte.

       -Gel de bunu yüreğime anlat.

59-  Konuk kalkar, ev sahibinin yanındaki tabureye ilişir. Ellerini onun ellerinin üzerine koyar.

60-  Yine boğazındaki.........

61-  Gözler...

62-  Gözler...

(Ancak iki dost böyle bakışır.)

   

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

 

1-     Giriş 21’deki aynı pencereden denize doğru uzun bir bakış.

2-     Bu kez konuk pencerenin önünde ayaktadır.

3-     Güneş yüzünde yansır.

4-

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Gidenler gidenler...

Son yazılar

Sibel Eraslan / Yüzünüz Kime Dönük Sizin
Cemal Şakar / Bir Tahakküm Aracı Olarak Seçkinci Sanat
Cemal Şakar / Batı'nın Doğusu
Cemal Şakar / Özgürlük Kaybı
Cemal Şakar / Edebiyatımız Merkezileşiyor mu
Cemal Şakar / Atasoy Müftüoğlu Üzerine
CEMAL ŞAKAR / Mehmet Âkif üzerine
Cemal Şakar / Suskunlar'ın Simge(me)sel Dünyası
Cemal Şakar / Sevgili Ramazan
cemal şakar kimdir
Cemal Şakar / Alaeddin Özdenören için
Ekmek Kapısı / Cemal Şakar
Kapıkulu Sanatçılığı / Cemal Şakar
Hasan Aycın'la söyleşi / 3
Hasan Aycın'la söyleşi / 2
Hasan Aycın'la söyleşi / 1
Pencere Öyküsünün Çözümlemesi / Ömer Lekesiz
Sıradanlığa Sığınmak / Cemal Şakar
Öykünün Değeri / Cemal Şakar
Simgelerin Sınırsız Özgürlüğü / Cemal Şakar
Sanatsal Beğeni İdeolojiktir / Cemal Şakar
Otuzüçüncü Peron'un Bilinçaltı / Cemal Şakar
Muhacir Romanlar / Cemal Şakar
Lale Devri edebiyatı / Cemal Şakar
Hikâye Ne Değildir / Cemal Şakar

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
edebistan
köşeme git
iletişim
şiir yazilari
yakup kadri - ankara
www.kitapyurdu.com'dan satın al
www.kitapyurdu.comdan satın al
www.kitapyurdu.comdan satın al
www.kitapyurdu.comdan satın al

Kategoriler

  • cemal sakarin mimledikleri
  • kimdir
  • ne dediler
  • Oykuler
  • Soylesiler
  • Yazilar
  • Arkadaşlar

    cemiyyet
    esitgin
    tosunnecip
    durancetin1
    hayriyeunal
    cevatakkanat
    edebiyatfelsefe
    suaviyazgic
    sinova
    zemheriedebiyat
    kayahasan
    mustafabaydemir
    kenankaleciklikitaplari
    furkanulubeyli
    Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:7
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa